Evlilikte Borçlar Ortak Sayılır Mı? Vefat eden eşin borcu kime kalır?

Vefat eden eşin borcu kime kalır?

Burada iki önemli husus var bunlardan birisi evlenmeden önce edinilen mallar diğeri evlendikten sonra edinilen mallar şeklinde ayırmak gerekir. 4271 Sayılı Türk Medeni Kanunu’na (“TMK”) göre eşler, evlenmeden önce veya sonra, aralarından bir seçimlik mal rejimi sözleşmesi eğer yapılmamışsa yasa gereği edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır. Birinci önemli adım; Bu rejime göre eşler, evlilik süresince alınan tüm mallara ortaktır. Buda şu sonucu doğurur eğer eşlerden birisi borçlu olduğu durumlarda kanunen diğer eş bu borçtan sorumlu tutulamaz. Evlilik süresince mal kim tarafından alındıysa mal onun sayılır, diğer eş mal sahibi konumunda olmaz. En çok aranan konuların başında bu iki konu geliyor “Evlilikte Borçlar Ortak Sayılır Mı? Vefat eden eşin borcu kime kalır”? elimizden geldiği kadar sizlere bilgi vermeye çalışalım. Murisin (ölen kişi) vergi borçlarından ve diğer borçlarından mirası reddetmemiş kanuni mirasçılar sorumludur. Mirasçı kapsamına kimler giriyorsa hepsi sorumludur.

Eş sağ iken, Kanunen borcundan dolayı sahip olduğu tüm mal varlığı ile borçlarını ödemekle yükümlüdür. Burada söz konusu borçlar kişisel borç olduğundan dolayı borçlu olan eşi yüzünden diğer eşin maaşına olsun, kendi adına kayıtlı olan gayrimenkullere olsun ne yapılamaz “ haciz konulamaz”.

 

Peki, Devlete ait borçlardan eşler sorumlu olur mu?

Burada da aynı şekilde Devlete olan borçlardan dolayı (SGK’ya prim borcunun olması, vergi borcunun olması) diğer eş borçtan sorumlu tutulamaz. Borç şahsidir, ancak borcu olan kişiyi bağlar. Vergi borcu olan eş yüzünden diğer eşin mal varlığına dokunulamıyor. Ancak Boşanma ya da eşlerden birinin ölmesi durumunda mallar bölüşülüyor.

Eşlerin evlilik süresince almış oldukları mallar, edinilmiş mal olarak adlandırılır. TMK madde 219’da edinilmiş mallar gösterilmiştir.

 

Bir eşin edinilmiş malları özellikle şunlardır:

1. Çalışmasının karşılığı olan edinimler,

2. Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler,

3. Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar,

4. Kişisel mallarının gelirleri,

5. Edinilmiş malların yerine geçen değerler.

Kişisel mallar ise TMK 220. maddesinde: “Aşağıda sayılanlar, Kanun gereğince kişisel maldır:

1. Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya,

2. Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri,

3. Manevî tazminat alacakları,

4. Kişisel mallar yerine geçen değerler” şeklinde gösterilmiştir.

 

Evlilik süresinde edinilmiş olan taşınır veya taşınmazlar, mallara katılma rejiminde, eşler ister çalışsın, ister çalışmasın evlilik süresince alınan tüm malların değerlerine ortaktır.

 

Peki, miras kalması durumunda ne olacak?

Ancak bu sistemde ortak mallara bazı istisnalar vardır.

  • Eşlerin anne babalarından kalan malvarlığı değerleri kişisel mal olup ortak malvarlığı değerleri arasına girmemektedir.
  •  Ancak anne babadan kalan dairenin kiraya verilmesi durumunda, bu kiralar da edinilmiş mallar arasına girmektedir.
  • Eşler aralarında seçimlik mal sözleşmesi yapmadıkları sürece, TMK gereği aralarında edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır.
  • Bu sistemde evlilik süresince mal ayrılığı uygulanmaktadır. Yani, devam eden evliliklerde mal kimin adınaysa onun o mal onun sayılır.
  • Tarafların evliliği boşanma veya ölüm halinde sona erdiği takdirde eşler arasındaki mallar ayrılacaktır.

 

“Eşin borcundan dolayı diğer eşin tapulu evi haczedilemiyor.”  Ancak birlikte kullanılan eşyaların borçlu eşe de ait olduğu kabul ediliyorsa haczedilir, eğer borçlu eşe ait değilse istihkak iddiası ileri sürülebiliyor.

Vefat eden eşin borcu kime kalır?

“Ölüm hak miras helal” miras dediğimiz hem taşınır hem taşınmaz hem de borçları kapsar. Gayrimenkullere mirasçı olunurken borçlara da mirasçı oluyorsunuz.

“Miras bırakanın borçlarından dolayı mirasçıların müteselsil ve şahsi sorumlulukları vardır”.

Bu sorumluluk mirasını açılması itibariyle başlar. Ancak alacaklı olan taraf ister devlet olsun ister şahıs olsun alacaklının alacağını alması için mirasçı aleyhine talepte bulunabilmesi ve uygulanması ancak mirassın red edilmemesine bağlıdır. Reddi miras yapılmamışsa tüm mirasçılar borçtan sorumludur.

Miras reddi kanunen üç ay olup bu süre hak düşürücü niteliktedir. Üç aylık süre mirasçılığa sonradan haberi olduğu iddia ve ispat edilmedikçe mirasın açıldığı tarihten başlar. Miras ölüm tarihinde açılır. Buna göre yasal mirasçıların red süresi ölüm gününden başlar. Eğer bu süre zarfında reddi miras yapmazsa borçlardan müteselsilen sorumlu olur. Yok, bu tarihler içinde reddi miras yaparsa borçlardan sorumlu tutulmaz.

Müteselsil sorumluluk ilkesinin sonucu olarak her mirasçı miras bırakanın borcunun tamamından sorumludur. Alacaklı isterse mirasçıların hepsinden isterse içlerinden sadece birinden veya birkaçından alacağının tamamını talep ve tahsil edebilir.

Şahsi sorumluluk esası gereği olarak da mirasçılar miras bırakanın borçlarından sadece tereke malları ile değil; kendi şahsi malvarlıkları ile de sorumludurlar.