Tarafların Anlaşması (İkale / Bozma Sözleşmesi)
Taraflar, iş sözleşmesini karşılıklı anlaşma ile her zaman sona erdirebilir. Bu durumda sözleşmenin belirli ya da belirsiz süreli olması önem taşımaz.
İkale (bozma sözleşmesi), tarafların mevcut iş sözleşmesini ortadan kaldırmaya yönelik iradelerinin birleşmesiyle kurulur. Kanunda ikalenin şekline ilişkin açık bir düzenleme bulunmadığından, ikale yazılı veya sözlü şekilde yapılabileceği gibi tarafların açık ya da örtülü iradesiyle de gerçekleşebilir.
Örneğin; işçinin işi bırakmak istediğini belirtmesi ve işverenin bunu kabul ettiğini yazılı olarak bildirmesi halinde, iş sözleşmesi örtülü ikale ile sona ermiş sayılabilir. Ancak örtülü ikalenin kabul edilebilmesi için hem işçi hem de işverenin iş ilişkisini sona erdirme iradesinin tereddüde yer vermeyecek şekilde ortaya konulması gerekir.
İkale sözleşmesi ile iş sözleşmesinin derhal ya da belirli bir süre sonra sona ereceği kararlaştırılabilir. Böyle bir süre belirlenmemişse, ikalenin yapıldığı tarihte iş sözleşmesinin sona erdiği kabul edilir.
İkale, fesih niteliği taşımadığından, feshe bağlı sonuçlar doğurmaz. Bu nedenle ikale ile sona eren iş sözleşmesinde işçi kural olarak kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamaz, işsizlik ödeneği alamaz ve işe iade davası açamaz.
Bu ağır sonuçlar nedeniyle Yargıtay, ikale sözleşmelerini irade fesadı ve menfaat dengesi bakımından titizlikle denetlemektedir. Özellikle ikale teklifinin işverenden gelmesi halinde, işçiye “makul yarar” sağlanmamışsa ikale geçersiz kabul edilmektedir.
Yargıtay uygulamasında; ikale teklifinin kimden geldiği, işçiye ek bir menfaat sağlanıp sağlanmadığı ve somut olayın özellikleri birlikte değerlendirilir. İşverenden gelen ikale tekliflerinde, işçiye yasal haklarının yanında ek bir ödeme yapılmamışsa sözleşmenin ikale ile sona erdiği kabul edilmez.
İkale sözleşmesinde işçinin işvereni ibra ettiğine ilişkin hükümler sıklıkla yer almaktadır. Ancak Türk Borçlar Kanunu’nun 420/2. maddesi gereğince, iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren bir ay geçmeden yapılan ibra sözleşmeleri kesin olarak geçersizdir.
Ölüm
İş sözleşmesi, işçinin ölümü ile kendiliğinden sona erer. Bu durumda mirasçıların ayrıca fesih bildiriminde bulunmasına gerek yoktur.
Türk Borçlar Kanunu’nun 440. maddesine göre işveren, işçinin sağ kalan eşine ve ergin olmayan çocuklarına, yoksa bakmakla yükümlü olduğu kişilere, ölüm gününden itibaren bir aylık ücret tutarında ödeme yapmakla yükümlüdür. Hizmet ilişkisi beş yıldan uzun sürmüşse bu süre iki aya çıkar.
İşverenin ölümü halinde ise kural olarak hizmet ilişkisi mirasçılarla devam eder. Ancak iş sözleşmesi, işverenin kişiliği esas alınarak kurulmuşsa, ölümle birlikte kendiliğinden sona erebilir.
Belirli Sürenin Bitimi
Belirli süreli iş sözleşmesi, aksi kararlaştırılmadıkça, sürenin bitiminde kendiliğinden sona erer ve ayrıca fesih bildirimi yapılmasına gerek bulunmaz.
Ancak sözleşme süresinin bitiminden sonra taraflarca fiilen sürdürülüyorsa, sözleşme belirsiz süreli hale dönüşür. Esaslı bir sebebin varlığı halinde ise ardı ardına belirli süreli sözleşme yapılması mümkündür.
Taraflar, belirli süreli sözleşmenin sona ermesini bildirim şartına bağlamışlarsa, sürenin dolması tek başına yeterli olmaz; ayrıca bildirim yapılması gerekir. Bildirim yapılmazsa sözleşme belirsiz süreli iş sözleşmesine dönüşür.
Her somut olay farklı değerlendirilmelidir. Bu nedenle iş hukuku ve diğer dava türleri hakkında kapsamlı bilgi almak için ana hizmet sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.